9 Mayıs 2008 Cuma

Down Sendromu'nda Konuşma ve Dile Giriş

Yazan: Pat le Prevost/Konuşma ve Dil Terapisti
Çeviren:Ayşegül Turan/Konuşma ve Dil Bozuklukları Uzmanı

Bebeğiniz yeni dünyaya geldiğinde, onun konuşacağı günü hayal etmek, çok uzakta bir günmüş gibi görünür. Aynı zamanda çocuğunuzun Down Sendromu olduğu size yeni söylenmiş ise, herhalde aklınıza gelen en son soru, gelecek iki sene içinde, konuşma gelişiminin nasıl olacağıdır. Başlangıçta doğal olarak bebeğin motor gelişimi-oturması, oyuncağa uzanması, kendi kendine ayakta durması, size daha önemli görünür. Çocuğunuz iki yaşına geldiğinde, ifade ettikleri ve konuştuklarında, yaşıtlarından geride kaldığını, yaşı daha ilerledikçe de bu beceride diğer becerilerde olduğu kadar yol alamadığını fark edersiniz. Gerçekte birçok 5 yaşında Down Sendromu olan çocuğun az bir konuşması vardır. Bu hem çocuk, hem ailesi hem de çevresi için üzücü bir engel oluşturur. Peki şu sorunun üstesinden nasıl gelebiliriz ? Çocuğun konuşma ve dil gelişimine de; motor gelişimine olduğu gibi, yardım edebilir miyiz ? Cevabımız 'evet' ve inancımız şu ki, çocuğun konuşmaya hazır olmasından çok önce buna başlamak gereklidir.


KONUŞMA VE DİLE GİRİŞ

Herşeyden önce normalde konuşma ve dil gelişimi hakkında biraz bilgi verelim. Çocuklar genelde bir ve ikinci yaşları arasında konuşmaya başlarlar. Basit belki de ses olarak doğru olmayan ama herkesin anlayabildiği tek tek kelimeler, parmakla gösterme ve hecelemenin yerini alır. Bunlar konuşma öncesi becerilerdir ve gerçekte doğumdan beri süre gelmekte olan uzun bir dil öncesi gelişiminin sonucudurlar. Bebeğiniz doğumdan önce bile duymaktadır. Doğar doğmaz da çevresinde olan herşeyi görür ve dinler. Bu beceriler özellikle çocuğun karıştığı olaylarda daha önem kazanır. Örneğin banyo zamanı, yemek yeme zamanı, birisi konuşuyor veya şarkı söylüyorken. Çocuğun yukarıda sözü edilen bakma, dinleme, sesleri deneme becerilerini geliştirdiği erken aylarda konuşmaya başlayabilmesi için en az dört farklı beceriyi de öğrenmiş olması gerekmektedir.

Bunlar;
Birinci olarak çocuğunuz belli bir ses kalıbı içerisindeki seslerin her zaman aynı şeyi ifade ettiğini anlamalıdır. Örn. "Hadi babaya kucak" demenin 'Kucağa alınacağı' demek olduğu, "fış fış kayıkçı" denildiğinde 'sallanılacağı' gibi. Tek tek kelimelerden çok, önemli olan seslerin oluşturduğu kalıptır.

İkinci olarak çocuk günlük olayların her biri için farklı ve belli ses düzenlerinin (yani kelimelerin) - karşılık geldiğini öğrenmelidir. Örneğin "Banyo zamanı" demek ıslanma ve su sıçratma zamanıdır 'uyuma veya yemek zamanı' değildir.

Üçüncü olarak çocuk ifadesinin yetişkinler tarafından anında ödüllendirildiğini keşfetmelidir. Bu demektir ki bu sesleri eğer tekrar etmeye çalışıp çevresindeki şeylere etki yapmak istiyor ise, çok iyi dinlemelidir.

Son olarak da dilini tekrar etmek istediği sesleri söyleyebilmek için yeterince hızlı ve doğru olarak hareket ettirmelidir ki, onu anlayabilelim.

Görüldüğü gibi ilk kelimelerin çıkışından önce pek çok yapılacak şey vardır.


DOWN SENDROMLU OLMAK BÜTÜN BUNLARI NASIL ETKİLER ?

İlk zamanlar pek değil. Çocuğunuz eylemler ve sözcükler bir araya geldiğinde belki bakacak ve dinleyecek belki de dilin başlangıcını çok iyi yapacaktır. "Kucağıma gel", "Fış fış kayıkçı yapalım" dediğinizde diğer pek çok çocuk gibi bunlara katılımını gösterecektir. Bazı çocuklar çok şanslıdırlar ki fazladan bir yardım almadan konuşma geliştirirler. Ne yazık ki çoğunluk bu beceriyi çok zor geliştirebilir ve birkaç basit kelimeyle kalır veya onu da elde edemez.

Bunun bütün nedenlerini anlayamıyoruz fakat bu güçlüklerin neden meydana geldiğini biliyoruz. Öncelikle ilk yıllarda geçirilen kulak enfeksiyonları hafif derecede işitme kaybına neden olur. Hafif işitme kaybı kulağa pek ciddi gelmeyebilir ve genellikle ileriki yıllarda düzelir, fakat çocuğun gelişiminde çok kritik bir dönemde ortaya çıkar. Bu nedenlerle çocuğunuzu bir Kulak-Burun-Boğaz uzmanının görmesi gereklidir. İkinci olarak çocuğunuz duyma problemi olmadığında bile doğru olarak duymayabilir. Örneğin /ş/, /ç/, /t/, /d/ sesleri ona aynıymış gibi gelebilir. Bu beynin kulaktan gelen ses sinyallerini değerlendirmesiyle ilgili temel bir problemdir. Bu işleme 'İşitsel Ayırım' adı verilir. Down Sendromlu çocukların çoğunun işittiklerini ayırt etme becerileri zayıftır.

Bu demektir ki Down Sendromu olan bir çocuk konuşma seslerini sadece gerçek seslerine yakın olarak duyabilir ve bu yüzden başlangıçta çok doğru duyamadığı bir kelimeyi de söylemesi oldukça zordur. Buna örnekleri sonra vereceğiz. Son olarak da çocuğunuzun tüm vücudunda ve çeşitli vücut bölgelerinde fark ettiğiniz gevşeklik konuşma için kullanılan kasları da etkilemiştir. Bu yüzden büyük bir olasılıkla Down Sendromlu bir çocuğun kelimeleri söylendiği netlikte duymaması kadar bunları söylemek için gerekli kasları kullanmada da güçlüğü olacaktır.

Bütün bu okuduklarınız korkutucu ve yıldırıcı gelebilir, ama biz artık Down Sendromlu çocukların neden konuşma ve dil gelişimlerinde problemleri olduğunu biliyoruz ve artık bunun için birşeyler yapabiliriz.

HANGİ ÇOCUĞUN DİLİ KOLAY KAZANACAĞINI SÖYLEYEBİLİR MİYİZ ?

Ne yazık ki "hayır". Bazen iyi başlayan bir çocuk da tek kelimeyle ifade düzeyini aşması gerektiğinde takılıp kalabilir.

ÇOCUĞUN KONUŞMAYI ÖĞRENMESİNİ NASIL KESİNLEŞTİREBİLİRİZ ?

Kesinleştiremeyiz.

Fakat bu yolda ona yardım etmenin pek çok yolu vardır. Bunlardan yapmanız gerekenler ve yapmamanız gerekenler aşağıdadır.

1. Bebeğinize konuşun-kendisi ve çevresi hakkında konuşun ve onun varlığından haz alın - o kesinlikle sizinkinden alıyordur. Bunu yaparken size karşılık vermesi için ona zaman tanımayı da unutmayın. Pek çok Down Sendromlu olan çocuk size karşılık vermeden önce biraz zamana ihtiyaç duyar, eğer onlara karşılıkları için zaman vermeden başka bir konuya geçerseniz onların karmaşa yaşamasına neden olursunuz.

2. Çocuğunuzu sadece sesleri dinlemeye değil, sesleri çıkartması için de cesaretlendirin - heceleme oyunu oynayın; mama... bababa... eğlencelidir.

3. Çocuğunuzun emme ve çiğnemesini, diğer çocuklarda da olduğu gibi, konuşması için gerekli olan kasları, geliştirebilmesi için cesaretlendirin.

4. Etrafında olan şeyleri onun için mümkün olduğunca açık ve anlaşılır hale getirip anlamasına yardımcı olun. Bunu yaparken de size bakıyor olmasından, takip ediyor olmasından emin olun. Etrafında olup bitenleri "duyduğu" kadar "görmesine" de yardımcı olun.

ÇOCUĞUMUN EMME VE ÇİĞNEMEYİ ÖĞRENMESİNE NASIL YARDIM
EDEBİLİRİM ?

Yeni doğan bebeklerin emme becerileri vardır. Bu onların ağızlarına çok fazla

hava almadan, tıkanmadan nefes alarak sütü yutmalarına yardımcı olur. Bazı Down Sendromlu bebeklerin emme, nefes alma, yutmayı aynı anda koordine etmeleri güç olabilir ve yeme işlemi çok zaman alabilir ve ilk haftalarda pek çok sabır göstermeniz gerekebilir.

Bebeklerin en erken geliştirdikleri yeme hareketleri dil ile yapılan içeri dışarı hareketidir ki bu hareket sırasında dudaklar sütün dışarı kaçmaması için güzelce kapanır. Bu tür bir 'emme' hareketi ilk aylar için uygundur fakat bir süre sonra bebek ağzına daha fazla içecek ve belkide hafif katı gıdalar almaya ihtiyacı olduğunda bu hareket yukarı ve aşağı sıkma tarzında bir yeme hareketine dönüşür. Ayrıca dil kendi başına bağımsız başka hareketler de yapmaya başlar.

Artık dil sadece ritmik emme hareketleri yapmak yerine aktif olarak yiyeceği ağzın arkasına doğru iter.

Çiğnenmiş, ısırılmış yutmaya hazır yiyecekleri geriye almak kadar, dil ağzın iki yanını da keşfeder. Başka bir deyişle, dil çok sıkı çalışmaya başlar.

Daha fazlası, dil daha iyiyi dener. Eğer zayıf ise bu çetrefil hareketler de zor olur ve ilk bebeklikteki dil pozisyonlarını kullanma eğilimine dönüş mevcuttur. Sonuç şudur ki yarı katı yiyecekleri çiğnemeye çalışırken, yutmak yerine, dilin içeri - dışarı hareketleriyle yiyecek doğruca dışarı itilecektir. Bu anne için de çocuk için de oldukça cesaret kırıcı ve üzüntü vericidir. Bu duygular yeme veya yedirme faaliyetine kolaylıkla yansıtılır.

Doğru hareketi yerleştirmek zaman ve sabır alabilir, işte size bununla ilgili birkaç öneri :

a) Çocuğunuza çok sulu gıdalar vermeyin çünkü bunları ağızda kontrol etmek daha güçtür. Katılaştırılmış ezme türü daha uygundur.

b) Yiyeceği ağzın ortası yerine kenarlarına koyun böylece dil hareketlerini cesaretlendirirsiniz.

c) Çocuğunuza verdiğiniz yiyecek geri gelirse üzülmeyin bu her zaman itiraz demek değildir. Dil henüz yiyeceği ağzın arkasına götürüp yutabilecek kadar karışık ve koordine bir hareketi henüz yapamamaktadır. Denemeye devam edin.

e) Bu işe mümkün olduğunca çok zaman verin ve bir seferde çok fazla yapmaya çalışmayın. Küçük miktarlara başlayıp, bunun üzerine ekleyin.

f) Eğer dökülüp saçılmasına katlanırsanız içecekler için normal bardak kullanmak daha iyidir. Yada kapağı olan bardakları içeceklerde çubuk kullanmak çok daha iyidir. Piyasada özel kaplar mevcuttur. Referans 1* ve 2* ye bakınız. Down Sendromlu çocukların pek azı kamış kullanmayı ilk doğum günlerinden hemen sonra öğrenirler.

g) Eğer hala birtakım kaygılarınız var ise Konuşma ve Dil Terapisti ve Diyetisyen size daima tavsiyelerde bulunabilir.

YAPABİLECEĞİNİZ BAŞKA BİRŞEY VAR MI ?

Geçen birkaç yılda öğrendiğimiz en önemli şey, pek çok çocuğun aslında konuşmayı çok sevdiğidir. Anne ve babalarının söylediklerini çok iyi anlarlar ve onlara ne söylemek istediklerini de çok iyi bilirler - fakat sadece sesleri yeteri kadar çabuk ve doğru olarak üretip tekrar edemezler. Eğer bunun üstesinden gelirsek herşey daha kolay olur ve kırgınlık duygusunu da yaşamazlar.

Bunu yapabilmenin bir yolu çocuğun yapabildiklerinden yararlanarak, yapamadıklarını yapmalarına yardımcı olmaktır.

Doğal jestler hepimize zor durumlarda yardımcı olur. Odanın öteki ucundaki birine el sallamak onun dikkatini çekecektir, konuştuğumuz şeyi işaret etmek konuştuğumuz şeyin tanımlamaya yarar. Kızdığımızda suratımızı asmamız, mutlu olduğumuzda gülmemiz, birbirimizle iletişim kurmamızda hep kullandığımız kelimelerin anlamlarını arttıran doğal iletişim yollarımızdır. "Şuna bak", "Orada", "Bu doğru değil" gibi cümleler kolaylıkla basit jestler ve yüz ifadesiyle anlatılabilirler. Down Sendromlu çocuklar bu doğal jestleri bunlarla birlikte söylenen kelimelerden çok daha çabuk ve kolaylıkla anlarlar. Biz onların sahip oldukları bu beceriyi onların konuşma ve dil geliştirmelerine yardım edebilmek için kullanırız.

SÖYLEMEK İSTEDİĞİNİZ İŞARET SİSTEMİ KULLANMAK MI ?

Evet ve hayır - söylemek istediğimiz şu ki çocuğunuz gözleri yoluyla da kulakları yoluyla öğrendiği kadarını öğrenebilsin. Gördüğü ile söylediğini ya da ona söylenileni birleştirebilsin ve aynısını da bizim için yapabilsin.

Yani sıradan doğal jestler kullanmak ve bazı basit el işaretleri ile ona etrafındakileri anlatmak.

Eğer bununla kastettiğimiz sistemi ise evet bizim de yaptığımız bu.

Fakat bizim söylemek istediğimiz çocuğunuza "sağırmış" gibi davranıp herşeyi işaretlerle anlatmanız değil.

İŞARET SİSTEMİ NASIL UYGULANIR VE NE SİSTEM KULLANMALIYIM ?

Erken çocukluktan itibaren çocuğun kullanacağı anahtar kelimeleri işaretlerle sunarız. El jestleri. Çocuğa ne zaman bir kelime söylesek aynı zamanda bu kelimenin işaretini de yaparız. Böylece çocuk kelimeyi duyduğu kadar onu görür de. Bu yolla çocuğunuz iki yaşına geldiğinde konuşmuyor da olsa başka bir Down Sendromu olmayan çocuğun aynı yaşta söyleyebildiğine yakın sayıda sistematize jestleri - işaretleri - olacaktır. Bu bütün aile için çok önemlidir. Çünkü iletişim kuramadığında duyduğu başarısızlık duygusu çocukta yükselecek ve onu uzun süre etkileyecektir.

İşaret sistemi kullanarak çocuğunuz kendini anlatmak için bağırmak, çığlık atmak veya büyük bir çabayla parmağıyla işaret etmek zorunda kalmayacak - 'içecek' veya 'bisküvi' veya uyumak istediğini anlatabiliyor olacak ya da sizin dikkatinizi pencerenin dışındaki arabaya veya bağıran bir köpeğe çekebilecek. Gerçekte çocuğunuzla sohbet edebileceksiniz. Siz işaret ve konuşma kullanarak, o da işaret kullanıp sesler çıkartarak.

İşaretleri kullanma becerisi konuşmayı tüm ve doğru olarak duymadıklarını dışa vuran bazı çocuklarda daha da önem kazanır.

Örneğin iki yaşında kızı olan bir anne çocuğuna işaret kullanmadan "ilerideki durak" hakkında konuşmaktadır fakat küçük kız "tarak" işareti yapar. Bu iki nedenden dolayı çok önemlidir. İlkin anne konuştuğu konudan çocuğun sadece kafasının karıştığını farketmemiş aynı zamanda çocuğun /d/ ve /t/ seslerini de ayırt edemediğini farketmiştir. Ve bu konuda ona yardım edebilecektir. İşaret kullanmadan bu yanlış anlaşma çocuk dört yaşına gelmeden veya daha büyük olmadan açığa çıkmayabilirdi. Biz çocuklarda farklı sözcüklerin karıştırıldığına tanık olduk. Örneğin 'davul' 'bavul' ile 'pencere' 'tencere' ile ya da 'tabak' 'kabak' ile v.s.

BU İŞARETLER/JESTLER KONUŞMA GELİŞİMİNE YARDIM ETMEK İÇİN NASIL KULLANILMAKTADIR ?

Pek az çocuk konuşmayı öğrenemez. Bu çocuklar için işaret sistemi kullanmak bizimle konuşmalarının tek yoludur. Bununla birlikte çoğunluğu konuşur ve işaret sistemi kullanmak onların konuşmalarına engel olmaz, işaretlerin daima konuşma ile aynı zamanda kullanılması ve konuşmaların desteklenmesi gerekir - bu yol her çocukla aynıdır.

İşaretler sadece gelişimsel köprülerdir. Çocuğun iletişim becerisini, kelimeleri söyleyemediği, ama söylemek istediği çok şeyi olduğu zamanlarda bile gelişimini tamamlamasına ve olgunlaşmasına devam edebilmesi içindir. Çocuk konuşması geliştiğinde anlayacaktır ki konuşma onun için çok daha fazlasını yapacak ve istediklerini konuşmayla ifade etmeye başladığında ise, işaretleri düşürecektir.

İşaretler konuşmayı düzeltmeye de yardım eder çünkü çocuğunuzun kelimeleri söylemekteki ilk çabalarını anlayamayabilirsiniz - çünkü zayıf kas tonu kelimeleri söylemesini de zorlaştırmıştır. Bununla beraber eğer çocuğunuz konuşurken işaret ve jest kullanmayı öğrenmiş ise ne söylemeye çalıştığını bilecek ve kelimeyi daha net söylemesine yardım edebileceksiniz.

ÇOCUĞUM İŞARETLERİ NE ZAMAN DÜŞÜRÜR ?

Konuşması, kendini ifade etmeye yeterli olduğu zaman. Normalde çocukların kendilerini anlaşılır kılma süreci çeşitli farklılıklar gösterir - 18 aylıktan 4 yaşına ya da daha ileri bir yaşa. Biz çocukların bazılarının 5 yaş civarında işaretleri düşürdüklerini gördük fakat çoğunluğu da zaman zaman da olsa bir süre daha kullanmaya ihtiyaç duyacaklardır.

HAVADA BİRBİRİMİZE KOLLARIMIZI SALLIYOR OLMAK ÇOCUĞUMU DAHA GÖZE BATAR YAPMAYACAK MI ?

Ellerinizi sallıyor olmayacaksınız. Doğal jestlere dayanmayan işaretler bile sıklıkla bedene çok yakın yapılırlar. Çocuğunuza işaret kullanarak birşeyler açıklıyor iken bazı insanların size daha ilgiye bakacakları doğrudur. Ama annelerin bize söylediği bunun eleştirel bir yaklaşımdan çok ilgiden olduğudur. Hatta kendi çocuklarına konuşurken de işaret sistemi kullanmaya başlayabilirler. Bu insanlar genellikle çocukları işaretlerle yerinde yanıtlar vermeye başladıklarında çok etkilenmişlerdir.

BU KONUDA UZMAN OLMAYA GEREK VAR MI ?

Hayır. Başlangıçta sadece çocuğunuza açıklayacağınız önemli şeylerin işaretlerini bilmeye ihtiyacınız olacak. Çocuğunuzun kucağa alınma, yere konma, yatma zamanı, banyo zamanı, yemek ve içmek, aile üyelerini öğrenmeye ihtiyacı olacaktır. Bunlar onun için önemlidir ve kullanılan işaretler kolay ve doğaldır. Çocuğunuz ve siz birlikte küçük bir işaret dağarcığı oluşturacaksınız - ikinizin de anladıklarından - sonra onun ilgisini çeken yeni şeyleri yavaş yavaş ekleyeceksiniz - 'kedi', 'ağaç', 'ördekler', 'telefon' v.s.

Sonradan da hala kelimelere kendi cümlelerini kurmak için ihtiyacı olacaktır. Örneğin "Hadi gidiyoruz" ve "Bu benim" gibi.

EĞER ÇOCUĞUMUN KONUŞMAYI ÖĞRENME ŞANSI ZATEN VARSA NEDEN İŞARETLERLE UĞRAŞAYIM ?

Daha önce de söylediğimiz gibi bazı şanslı çocuklar konuşmayı çok fazla güçlük çekmeden öğrenebilirler fakat çok daha fazlası çok bocalarlar. Burada problem olan sadece konuşma değildir. Aynı zamanda yıllarca süren, aileye ve çocuğa çok zarar veren, duygusal kırgınlıklar yaratan iletişimsizliktir.

EĞER AİLENİN DİĞER ÜYELERİ VE BAŞKA İNSANLAR ÇOCUĞUMA İŞARET DESTEĞİYLE KONUŞMAZLARSA BU ONU ZOR DURUMA SOKMAZ MI ?

Genellikle çocuğa en çok işaret desteğiyle konuşan annedir, çünkü anne onunla herkesin olabileceğinden daha fazla birlikte olmaktadır ve aralarında işaretlerden sözcük dağarcığı oluştururlar. Ailenin diğer üyeleri de katılırsa çok güzel olur.

Gerçek olan şudur ki çocuğunuz kendisine işaret desteğiyle konuşanlardan, konuşmayanlara nazaran daha fazla bilgi alacaktır. Ve çocuklar kimlerin işaret kullandığını, kimlerin kullanmadığını çabuk öğrenirler. En önemli olan çocuğunuza herkesten görsel ipuçlarını izlemeyi öğrettiğinizdir. Bu arada eğitim okullarının çoğu işaret sistemini yavaş öğrenen öğrencilerinin pek çoğu için kullanmaktadırlar ve eğer çocuk ihtiyacı olursa buna devam edebilir. (BASİT İŞARET DİLİ ). Açıklama 4* bakınız.

ÇOCUĞUM OYUN GRUBUNA GİRDİĞİNDE NE OLACAK, DİĞER ÇOCUKLAR ONUN GARİP OLDUĞUNU DÜŞÜNMEYECEKLER Mİ ?

Hayır. Diğer çocukların düşüneceği çocuğunuzun beden hareketleri-jestler - kullanıyor olacağıdır. Bunu genellikle dili anlamlandırmak üzere yaparlar. Kendi çocuğunuz açısından da, o diğerlerinin işaret kullanıcısı olmadıklarını görecek ve öyle kabul edecektir.

HERKES İŞARET SİSTEMİNİ ÇOCUĞUYLA UYGULAMAYI KOLAY BULUR MU ?

Hayır. Bazı anneler başlangıçta işaretleri kullanırken rahatsızlık duyarlar, özellikle ulusal farklılıklardan dolayı. Biz İngilizler konuşurken ellerimizi pek kullanmayız. Ama pek az anne ve baba işaretlerle konuşmada rahatsızlık gösterdiler. Çocuğunuzla rahat ve stresiz olmanız çok önemlidir.

Eğer işaretlerle konuşmak sizi gergin ve rahatsız hissettiriyor ise vazgeçin. Pek çok anne ve baba çocukları işaretli cevap vermeye başlayana kadar kendilerini tuhaf hissederler. Sonra herşey daha iyiye gittiğinde herkes bundan hoşlanır.

4 yorum:

Adsız dedi ki...

ben nermin barlas.down sendromu bir kzım var.makaton yöntemi ile konuşmayı çok çabuk öğrendi.öğrencilerimde deçok başarılı sonuçlar alıyorum.bilgi paylaşımı beni çok mutlu eder.

Adsız dedi ki...

e mail adresim nermin_barlas@hotmail.com

Adsız dedi ki...

bugün kızım ceren yirmidört yaşına girdi. Doğurduğum için, babasıyla evlendiğim için,kendisini çok iyi yetiştirdiğim için,ona okuma yazma öğrettiğim için,özürlü olduğuna bakmaksızın onu çok sevdiğim için bana yazdığı teşekkür mektubunu umarım bir platformda kendisi sizlere okur.eğitimin sınırsız yararlarını hem anababalara hem de eğitimcilere kendisi kanıtlar.nermin barlas tlf:05354941322

Gün Osborn dedi ki...

Sevgili Nermin Hn,

Mesajlarınızı keyifle okuyorum. Ceren'in mektubu, mektubunda anlattıkları çok duygulandırıcı cümleler. Mektubunu blogumda yayınlamak isterseniz ben seve seve hazırım. Bana mail veya faks (0212.2577885) üstünden göndermeniz yeterli. Selamlar